Erce YAZICI

Erce YAZICI

BİZE DE BEKLERİZ

A+A-

Evler küçülüyor, eşyalar azalıyor, dostluklar da azalıyor. Halden anlamamak yaşamın öznesi oldu. Milyonlarca insan çaresiz kaldığında dahi ihtiyacı olanlara yardım edileceği yerde banka hesap numaralarını paylaşıp mesaj üzerinden para istemenin, hem yardım kurumlarına hem de yardımlaşma kavramına yabancılaşmayı da beraberinde getirdiği aşikardır.

Bayramın özü yardımlaşmaktır. Bayramlar hayatın koşturmacası içinde fırsat bulup görüşemediğimiz tanıdıklarımızdan haberdar olmaktır daha doğrusu olmaktı! Artık geçmiş olsun bunlar mazide kaldı. Arkadaşlar, tanıdık ve akrabalar bunların çoğunluğu cebimizdeki para kadar varlar. Yalnızca para da değil başı dara düşen için destek vermeye niyetli olan çok az insan var. Mağduriyetinin yükünü çekmek istemeyenler seni suçlayarak kendilerince bir çıkış veya kaçış noktası bularak, kurnaz olduğunu zannedebiliyor. Bu bağlamda bayramların sadece tatil ile eşdeğer görülmesi benim için sürpriz bir sonuç değil. Kötümser değilim yalnızca gerçekçiyim.

Yardımlaşmak veya iletişimde kalmak için illa ki bayram olmasına da gerek yok. Ama var gibi görünüp olmamak önemli olan o. Kullanılan bir ifadeyi örnek vereyim; Bize de bekleriz! Yakınmış gibi görünen fakat son derece sahte bir yaklaşım. Bize de bekleriz, her zaman bekleriz...Senin evin kafe mi? Yani günün herhangi bir saatinde aklıma estiği gibi çıkıp gelebiliyor muyum ?

“ Müsaitseniz Pazar günü sizi kahvaltıya bekliyoruz “. Davet böyle olur!

Makale yazmaya başladığım haftalarda uzun yıllardır bildiğim bir taksi durağına uğramıştım beni tanıyan bir taksi şöförü; Erce nerelerdesin, neler yapıyorsun diye sormuştu. Cevap verirken makalelerimin yayınlanması benim için yeni bir gelişme olduğundan laf arasında makalelerimin yayınlanmaya başladığından da bahsetmiştim. Bunun üzerine bana, “ makale yazdığında iyi para kazanıyor musun ? Çok para var mı o işte diye sordu “. Yahu çok para var desem makale mi yazmaya başlayacaksın? İş vasfını taşır nitelikte olsun veya olmasın öncelikle fikir yürütmeden karşındaki kişiyi ve amacını anlamaya çalışmak lazım.

Para bu kadar ilahlaştırılıyor ama kategorik olarak doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Çünkü parayı elde etmek bir sonuç değil başlangıçtır! Bir şey yok ise yoktur ama var ise onun mutlaka seni ulaştırmasını beklediğin yerler vardır. Akıl, vizyon, beceri, hedef, çevre faktörü bunların hepsi belli oranda gereklidir. Para onu elde ettiğinde ne yapacağını bilmeyen birinin felaketi de olabilir. Örnekleri fazlasıyla mevcut. Durumlar değişince şartlar da değişiyor ancak başlangıcı sonuç zannedenler adına üzgünüm.

Madem her şey para o halde paran varsa zaten sana her gün bayram ve hiç kimse istekleriyle yük olup seni aşağıya çekmesin diye uzaklaşmakta ve insanlarla araya mesafe koymakta da fayda var. Düşünce tarzı ve gelinen nokta bu.

Aslında insanları kendi elimizle kendimizden uzaklaştırıyoruz. Asla anlamaya çalışmıyoruz. Verdiği mücadele, sevinci, başarısı veya başarısızlığı, bunlara ortak olmak istemiyoruz. Çünkü hep bir karşılaştırmaya tabi tutularak büyütüldük. Kendimize denk gördüğümüz kişilerin bizden daha rahat bir hayat yaşamasına tahammül gösteremiyoruz. Bu sebeple birbirimizin gerçeklerinden uzaklaşmayı tercih ediyoruz.

Ayrıca para üzerinden güç elde etmek kişisel bazda ulaşmak ve yönlendirmek becerisiyle de doğru orantılıdır. Günümüzde bazı kişilerin isimleri telefon rehberlerinde ararsa açmayayım düşüncesi ile tutulmaktadır. Telefon rehberinizde kimlerin adı var ve sizin telefonunuz aradığınızda açılmak üzere kimlerde kayıtlı? Tüm bunlar kişinin çapını net şekilde ortaya koyan göstergelerdendir. Yoksa kimin ne kadar parasının olduğu yalnızca o kişiyi alakadar eder.

Yazının başı da sonu da para. Çok güzel oldu böyle, çok yakıştı. Ekonomik sebeplerle çevresinin ilgisizliğinden ötürü intihar eden insanların olduğu bir ortamda bayramın sevgiyi, saygıyı, dostlukları filan pekiştirdiğini yazsam yalan olacaktı.

 

Bu yazı toplam 973 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar