Cemal GÜLAS

Cemal GÜLAS

SABAH KALKTIK Kİ HAFİF KAR YAĞIYOR

A+A-

Sabah kalktık ki hafif kar yağıyor, ateşin kenarında taş duvarda bir deliğe soktuğum değeneğime astığım çoraplar henüz kurumamış. mecburen giydim. 
Ebem ahırdan geldi, sağdığı sütü maranda (anbar) akşam sağdığı sütün üstüne dökmeden benim küçük bakır tavama biraz döktü ateşteki sac ayağının altına eğiş ile biraz köz çekti -oğul taşmasın ben sığırları bozacağım sende sütünü iç onlara yetişirsin. Deyip çıktı. 
Küçük alevlerin havalandırdığı mociler sütümün üstünde görünüp sonra dibe çökerken ben de barı çoraplarım kurusun deyip lastiklerimi çıkarıp ayağımı ateşe tutma çok geçmeden çoraplarımdan dumanlar çıkmaya başladı. bu arada sütüm de kaynamıştı. 
Pilekinin üstündeki sac ı kenara ittim bir parça mısır keyinci ( kabuğu) koparıp sütüme doğradım tam kaşıklıyordum ki ebemin çeşkarın (yayla evlerinde yarım kapı) üstünden bana baktığını gördüm. oğul çorapların ıslakmı kalmış? dedi... bişey diyemeden hava kötü benim de evde işim yok sen bu gün evde kal ben gideyim çobana hem bir kaç yük de çah ( 2500 mt yetişen komar çalısı) ederim. Dedi. 
Çobandan kurtulduğuma sevinmiştim ama ebem çah ettimi sonraki günler küçük küçük çoban dönüşü eve taşımak benim işim olurdu. bu gün evde kalmaya değerdi. O gidince ben de ateşe biraz daha çah atıp ateşi canlandırdım. sonra birsz daha.biraz daha derken akşama kadar ebemin bir aydır taşıdığı çahın hepsini yaktım. akşam ebem çobandan sırtında bir yük çahla eve girdi. ev epey genişlemiş. 
Kül da yığılmış. sırtındaki yükü bıraktı, oğul çahlara ne oldi. dedi. o zaman yediğim haltı fark ettim.ancak ebemin bana hesap sormaktan acil işleri vardı sığırlar ahıra alınacak bağlanacak sütü sağılacak ve bunların hepsı hava kararmadan yapılacaktı. o ahıra inip bunlarla uğraşırken banada söyleniyordu. 
Eee oğul düşmanlerunun gözi çiksun. dolasen taşmayasen. heyir göresen. allah iyilüğuni versun hiç mi düşünmedun ebem bunları insaldan buraya nasıl taşıdı. bir çıkeyim ahırdan ben sana bunun hesabını sorarum... hava kararmak üzere. 
Ebemin çah yükünde duran ipini çektim. yayanın ortasından geçip tepeye insala doğru koşarken dedemin kuzeni tefik dedem beni görmüş.arkamdan seslendi neriye oro?(erkek çocuk hitabı) çaha dede.bu saate ne çahı çabuk buraya gel. başım önünde yanına döndüm. onların evi yaylanın kenarında. yanına gidince. 
Ebemin bütün çahlarını yaktum. dedim bu arada ebem ahırdaki işi bitip eve çıkarki, ne ben varım ne de ipi. ey vah; der. eyvah. ben ne yaptım bu şimdi insalın tepeyi aşmıştır. aklına tefik dedem gelir onu da alıp peşimden gelmek için ona koşar. geldiğinde ben süklüm püklüm oturuyorum. 7 yaşındayım. elini başıma koydu. haydı oğul eve gidelim.
Ben önde o arkada eve geldik. sütünü süzüp büyük kazanı getirip zincire astı, dibini yakıp peynır yapma hazırlığına koyuldu. bir yandan da beni süzüyor. ebemle göz göze gelmemek için bakişlarımı ateşten ayırmıyorum. peynir kepçeye dolanmaya başladığında bakışlarım süt kazanına kaymış olacakki peynirden bir parça koparıp bana uzattı. değişmez ritüelimizdi. sütten yeni yapılan bu peynir benim ödülümdü. 
Elimi uzatmadım. ama ben çahları yaktum ebe dedim. olsun oğul hava soğuktu iyiki üşümedin yine taşırız canun sağ olsun. dedi. şimdi ne zaman ateşe baksam bundan 55 yıl önce samıstal yaylasında yaktığım çalıları düşünürüm ve baba annemin ders gibi bana davranışını. bundan dolayı çakhları yakan hiç bir çocuğa kızamam.

Bu yazı toplam 10812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.